BİRİNCİ BÖLÜM

Tanımın Tanımı

وهو الذي يستلزم تصوره تصور ذلك الشيء أو امتيازه عن كل ما عداه

Bir şeyi öğrenmeden önce o şeyin ne olduğunu bilmek gerekir. Bu cümle kulağa basit gelir. Oysa üzerinde durulduğunda insanın aklını duraksatan bir derinlik taşır.

Peki bir şeyin "ne olduğunu bilmek" ne demektir? gelenek: Bu sorunun en eski ve en sağlam cevaplarından biri İslam mantık geleneğinden gelir.

gelenek: Gelenek tarifi şöyle tanımlar: bir şeyin tarifini kavramak, o şeyin kendisini kavramayı ya da onu her şeyden ayırt etmeyi zorunlu kılar. Yani gerçek bir tanım iki işi birden yapar: önce o şeyin ne olduğunu söyler, sonra onu başka her şeyden ayıran sınırı çizer. Bir tanım bu ikisini birden yapmıyorsa eksiktir.

Hâller, cins ve fasl

Bunu somutlaştıralım. "Elma kırmızıdır" bir tanım mıdır? Hayır — çünkü domates de kırmızıdır. "Elma yuvarlaktır" desek, top da yuvarlaktır. "Elma tatlıdır" desek, bal da tatlıdır; üstelik kimi elma ekşidir.

Bu özelliklerin hiçbiri elmayı diğer her şeyden ayırt etmez. gelenek: Gelenek bunlara hâl der — değişebilen, geçici, ayırt etmeyen yüzeysel nitelikler.

gelenek: Gerçek tanım ise bir şeyin cevherini söyler: onu o yapan, değişmeyen öz. Hâl gözle görünür; cevher akılla kavranır.

yazarın tezi: Peki elmanın cevheri nedir? Burada dürüst olalım: bunu tek cümlede söylemek göründüğü kadar kolay değildir. "Tohumlu meyvedir, ağaçta yetişir" desek armut da, ayva da, kiraz da bu tarife girer. Yani bu bir tanım değil, olsa olsa bir üst kümedir. İşte tanımın zorluğu tam burada başlar — gelenek: ve kadim mantık bu zorluğu çözmek için tarifi iki parçaya ayırmıştır.

gelenek: Birinci parça cinstir: tarif edilen şeyin dahil olduğu en yakın üst küme. İkinci parça fasıldır: o şeyi, aynı kümedeki diğer her şeyden ayıran fark. Cins olmadan tarif havada kalır; fasıl olmadan ise ayırt etmez.

gelenek: Geleneğin bu konudaki klasik örneği şudur: insan, hayvân-ı nâtıktır — yani düşünen, konuşan canlı. Burada hayvan cinstir: insanı canlılar kümesine yerleştirir. Nâtık ise fasıldır: o kümedeki başka hiçbir varlıkta bulunmadığı için insanı kesin biçimde ayırır. Tarif ancak ikisi birlikte olduğunda tamamlanır.

yazarın tezi: Elma örneğine dönersek: bu meyveyi hâlleriyle (kırmızı, yuvarlak, tatlı) tanımlamaya çalışmak baştan kaybedilmiş bir iştir. Ama bu bir kusur değil, öğretici bir sınavdır: tanım yapmak sandığından zordur ve disiplin ister. Bir şeyi gerçekten tanımladığını sanıyorsan, kendine şunu sor — söylediğim şey, onu benzerlerinden ayırıyor mu, yoksa onları da mı kapsıyor?

Neden buradan başlıyoruz?

yazarın tezi: Çünkü yanlış tanımla yola çıkan insan, yanlış bir binaya girer ve o binanın her odası onu yanıltır.

yazarın tezi: Bir örnek: bir çocuğa "matematik, sayılar dersidir" denirse, o çocuk ömrü boyunca sayı ezberleyeceğini sanır. Oysa matematik örüntülerin dilidir. Bu tek cümlelik tanım farkı, çocuğun matematikle kuracağı tüm ilişkiyi değiştirir.

İkinci örnek daha da hayatidir. bilim: Araştırmalar gösteriyor ki zekâyı "doğuştan gelen, değişmez bir yetenek" olarak tanımlayan insanlar, zorlukla karşılaştıklarında "ben zaten zeki değilim" deyip bırakırlar. Zekâyı "çabayla gelişen bir kapasite" olarak tanımlayanlar ise direnir ve gelişir. Stanford'lu psikolog Carol Dweck bu iki tanımı sabit ve gelişen zihniyet olarak adlandırır.1

Tanım, yolun ta kendisidir. Başlangıç noktası yanlışsa, ne kadar hızlı yürürsen yürü, varacağın yer de yanlış olur.

GZ metodunun üç sorusu

yazarın tezi: Bu kitap baştan sona tek bir yöntemi izler. Her konuya, her ilme, her kavrama üç soruyla gireriz:

  • Bu nedir? Cevheri sorar. O şeyi o şey yapanı arar.
  • Bu ne değildir? Sınırı çizer. Karıştırılmaması gerekeni gösterir.
  • Bu neye bağlıdır? Zinciri kurar. Bilgiyi yalnız bırakmaz.
Şekil 1

Şekil 1 — Tanımın geometrisi: gerçek tarif cins (üst küme) ile fasıldan (ayıran fark) oluşur; hâller ise gözle görünen ama ayırt etmeyen niteliklerdir. Örnek: insan = hayvân-ı nâtık.

yazarın tezi: Bu üç soru birlikte sorulduğunda zihinde bir düğüm oluşur. Düğüm, bilgiyi yalnız bir nokta olmaktan çıkarıp bir ağın parçası yapar. bilim: Ve ağa bağlı bilgi, tek başına duran bilgiden çok daha zor unutulur — çünkü onu hatırlamak için sayısız yol vardır.2

yazarın tezi: Bu kitabın kendisi de bu yöntemle yazılmıştır. Birazdan göreceğin gibi, her cümle bir öncekinden doğar, her bölüm bir öncekinin kapandığı yerden açılır. Kitap, anlattığı yöntemi aynı anda uygular.

Dipnotlar

  1. Dweck, C.S. (2006). Mindset: The New Psychology of Success. Random House. | Yeager, D.S. & Dweck, C.S. (2012). Mindsets that promote resilience. Educational Psychologist, 47(4), 302–314. ↩

  2. Craik, F.I.M. & Lockhart, R.S. (1972). Levels of processing: A framework for memory research. Journal of Verbal Learning and Verbal Behavior, 11(6), 671–684. | Craik, F.I.M. & Tulving, E. (1975). Depth of processing and the retention of words in episodic memory. Journal of Experimental Psychology: General, 104(3), 268–294. — Ayrıntısı için bkz. Bölüm 7. ↩